EKONOMİDE GÜVENSİZLİK VE İŞSİZLİK TIRMANIŞTA

MMO 22 Ağustos 2019, Perşembe

TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO), her ay iktisatçı-yazar Mustafa Sönmez’in katkısıyla hazırladığı sanayinin sorunları bülteninin 51’incisini, ekonomide güven sorununa ve daralan ekonominin yol açtığı işsizlikteki tırmanışa ayırdı.

TÜİK, Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı, IMF verileri kullanılarak yapılan analizde, ekonomide alınan önlemlerin sonuç vermemesinin ardında iç ve dış aktörlerin rejime olan güvensizliğinin ana etken olduğu belirtildi. Güven endekslerinin hep aşağı yönlü seyrettiği, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin notunu sürekli kırdığını hatırlatan araştırmada Türkiye’nin risk priminin tüm yükselen ülkelerden ayrıştığına da dikkat çekiliyor.

Yerel seçim dönemlerinde izlenen popülist politikalarla Hazine açıklarının alarm verici boyutlara geldiği ve borçlanmada yasa limitlerinin aşıldığına da dikkat çekildi. Analizde 19 Ağustos’ta gerçekleştirilen kayyum darbesinin, Türkiye’nin kırılganlıklarını ve ülke risk görünümünü daha da bozacağının altı çiziliyor. MMO analizinde şu noktalara vurgu yapılıyor:

  • Rejim, faizleri indirme, dövizin çıkışını frenleme hedeflerine yoğunlaşarak krizi yönetmeyi, bunu da Merkez Bankası üstünden yapmayı deniyor. Ne var ki, tüm bu çabalar bir canlanma belirtisi yaratmadı.

  • AKP rejiminin krizi yönetmek için son bir yılda aldığı önlemlerden sonuç alınamamasında “güven sorunu” ana etken oldu. Hem tüketici hem sektörel güven endekslerinde gözlendiği gibi, “güven” sorunu iniş halindedir.

  • Rejime güvensizliğin bir diğer göstergesi, hem gerçek hem tüzel kişilerin mevduatlarını yüzde 52 dolayında döviz olarak tutmak istemeleri ve TL’ye dönüş eğiliminin çok güçsüz kalışıdır.

  • İç aktörlerdeki bu güvensizlik dış aktörler için de geçerli. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları S/P, Moody’s ve Fitch, Türkiye’nin notunu 2019 ortalarında hep birlikte indirip kredi verilemez seviyesine çektiler.

  • Dış güvensizliğin bir başka tezahürü kısa adı CDS olan ülke risk priminde de gözlenebiliyor. Türkiye CDS’i 400’ler basamağına sıçrarken, en yakınındaki Güney Afrika’nın CDS’ini bir kattan fazla geçmiştir.

  • Öncü göstergeler, 2 Eylül’de TÜİK tarafından açıklanacak olan 2019 İkinci Çeyrek GSYH’nin yine negatif geleceğini ve 2018 ikinci çeyreğine göre en az yüzde 2 ila yüzde 3 arasında küçülme yaşanmış olabileceği ihtimalini güçlendirdi.

  • Sanayi Üretimi Endeksi (SÜE) verileri mercek altına alındığında, imalat sanayiindeki gerilemenin geniş anlamda “sanayi”deki yüzde 3 daralmayı yarım puan daha geçtiği görülüyor.

  • 2019 ikinci çeyreğinde imalat sanayisindeki yüzde 3,5’lik düşüş, alt sektörlere göre analiz edildiğinde, bir önceki çeyrekte görüldüğü gibi, inşaatın sanayideki uzantısı olan alt dallarda çöküş öne çıkıyor.

  • Yine inşaatla ilgili ağaç işleme sanayiinde yüzde 16 ve demir-çelik sektörünü içeren ana metal sanayiinde yüzde 12’ye yaklaşan gerileme dikkatleri çekiyor.

  • Ekonomide toparlanma geciktikçe, işsizlik de tırmanıyor. TÜİK’in açıkladığı Mayıs 2019 dönemi verilerine göre, mevsimsel etkilerden arındırıldığında gerçekte işsizlik tırmanışta ve TÜİK’e göre bu oran Mayıs döneminde yüzde 14’ü bulurken tarım dışında yüzde 16,3’e kadar çıktı. Son bir yılda mevsimsel etkilerden arınmış olarak, işsiz sayısı 4,5 milyonu geçerken, 1,1 milyon artan işsiz sayısının 870 bini işini kaybedenlerden oluştu. İşini kaybeden 870 bin kişinin 538 bini inşaat sektöründen olduğu açıklandı. Sanayi, son 12 ayda 123 bin iş kaybına sahne oldu.

  • Cari denge 2018’in ilk yarısında 31 milyar dolar açık vermişken, küçülme ile birlikte 2019’un ilk yarısında açık 3,3 milyar dolayına geriledi. Bu açığın 1,8 milyar doları yabancı kaynak girişi ile finanse edildi. 2019’un ilk yarısında yabancı kaynak girişi, 2018’in ilk yarısında girenin yüzde 13’üne kadar geriledi.

  • 2019’da bütçe açığı yüzde 2,5’i rahatlıkla bulacak gibi gözüküyor. Özellikle faiz dışarıda bırakılarak bakılan bütçe dengesinin (Faiz dışı denge) 16 yıldır ilk kez açık vermesi, dikkat çekicidir. Bütçe açığının daha da büyümesini önlemek için, vergiler yetersiz kalınca, bir kerelik gelirlere başvuruluyor. Bütçe nakit dengesi oldukça bozuldu, nakit açık 74 milyar liraya yaklaştı. Faiz dışı denge de bozuk. Faiz dışı açık 20 milyar lira civarında bulunuyor.

  • Hazine, bu açığı kapatmak için yoğun bir borçlanmaya girişti. İlk 7 ayda 98 milyar TL’ye yakın yeni nakit borç aldı. 2019 yılı Bütçe Kanunu, Hazine’ye 90,4 milyar lira yeni borçlanma hakkı vermişti. Yaklaşık 98 milyar lira borçlanma ile bu limit aşıldı. Bundan sonraki borçlanma, ödediğinden daha fazla borçlanma, 4749 sayılı Kamu Borç Yönetimi Kanununa aykırı hareket etmek anlamına geliyor.

  • Türkiye, AKP rejiminin yarattığı güvensizlik iklimini ancak siyasi bir dönüşümle, hukuk devletine dönüşle değiştirebilir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin içeride ve dışarıda icraatları ile güven vermediği açıktır. Tüketici, içeride talebi kısarken, yatırımcı belirsizlik içinde yatırıma kalkışmamaktadır. Bu eğilim dış yatırımcı için de geçerli. 19 Ağustos’ta gerçekleştirilen Güneydoğu belediyelerine kayyum darbesi, kırılganlıkları ve ülke riskini daha da artıracak, halka ağır bedeller ödetecektir. Türkiye, bu güvensizlik kilitlenmesini aşmadıkça kriz tünelinin ucunda ışığın belirmesi güçleşmektedir.